Popüler Sağlık Dergisi
 
Anasayfa
Hakkımızda
Yayın Kurulu
Arşiv
Künye
İletişim
Ayın Konusu
Kongre Takvimi
Kitap Köşesi
Sağlık & Tıp Dernekleri
 
 
Popüler Sağlık Dergisi Sayı 89
 
Popüler Sağlık Dergisi 86.sayı
 
 
Popüelr Sağlık Dergisi Sayı 85
 
Popüler Sağlık Dergisi Sayı 84
 
 

ONKOLOJİ / MEME KANSERİ

 
 

TANIDAN TEDAVİYE MEME KANSERİ

 

Ekim ayı tüm dünyada meme kanserine dikkat çekmek amacıyla etkinlikler, paneller, mesajlarla erken tanının önemi ve tedaviye katkıları hatırlatılır. Amerikan Hastanesi Meme Kliniği Bölümü doktorlarından Genel Cerrah Prof. Dr. Can Atalay, meme sağlığı ve meme kanseriyle ilgili sorularımızı cevapladı.

PS: Meme hastalıkları denildiğinde toplumda akla ilk gelen meme kanseri olsa da, başka  meme hastalıkları var mı?

Dr. Can Atalay: Kadınlarda her yaşta en sık görülen meme hastalığı, kistler veya fibrokistlerdir. Genellikle hassasiyet, ağrı ve elle hissedilen şişlik olarak belirti verirler. 20 ve 30’lu yaşlarda “fibroadenom” dediğimiz iyi huylu (benign) kitlelere de sıklıkla rastlanır.

PS:Memede fark edilen her kitle kansere mi işaret eder? Örneğin fibrokistlerin ileride kansere dönüşme riski var mıdır?

Dr. Can Atalay: Memede fark edilen her kitle kanser demek değildir, ancak bir meme cerrahı tarafından muayene ve tetkik edilmesi gerekir. İçi sıvı dolu basit kistlerin ve fibroadenomların kansere dönüşmeleri beklenmez. Fibroadenoma benzer muayene ve görüntüleme bulguları olan “filloid tümör” denilen urların ise %5 kadarı malign olabilir.

Hastaları size getiren sebepler arasında genelde hangisi öne çıkıyor?

Son yıllarda meme kanseri tedavisindeki başarının artmasının temelinde toplumdaki farkındalık ve tanının erken konulması yatmaktadır. Toplumdaki farkındalığın yaratılmasında medyanın, bilgiye internet ortamında kolay ulaşabilmenin ve özellikle meme kanseri için yürütülen tarama programlarının etkisi büyüktür. Kadınlarda oluşan bu farkındalık, düzenli meme kontrollerine gelinmesine yol açmıştır. Bunun yanı sıra, kendi kendine meme muayenesinde fark edilen şişlikler de meme cerrahına başvurma nedenidir.

Mamografi temel tanı yöntemi. Hangi sıklıkla ve yaş aralığında mamografi çektirilmeli?

Meme kanserini erken dönemde saptamak için yapılan klasik tarama yöntemi mamografidir ve genelde 40 yaşından sonra yapılmalıdır. 40 yaşına kadar olan muayenelere meme ultrasonu eklenmelidir. Mamografiye de gerektiğinde ultrasonografi tetkiki eklenebilir. Dijital mamografi ve ultrasonografi cihazlarının çözünürlüklerinin artması erken tanıda yararlı olmaktadır.

Mamografi ile birlikte ek tetkikler hangi durumlarda isteniyor?

Mamografi ve ultrasonografi ile karara varılamayan durumlarda, meme dokusu yoğun genç hastalarda ve kuvvetli aile öyküsü olan kişilerde meme Manyetik Rezonans (MR) görüntüleme yaygın olarak kullanılmaktadır.Görüntüleme yöntemlerinin son teknolojiye sahip olması, meme kanserinin çok daha erken evrede ve daha hassas bir şekilde tespit edilmesine olanak sağlamaktadır. Özellikle küçük ve sessiz lezyonları bile ortaya çıkarması, hem tanı sürecini hızlandırır hem de tedavi başarısını artırır.

Küçük bir lezyon dahi olsa, kesin tanı için her zaman biyopsi yapılıyor mu? Biyopsi kararını hangi durumlarda veriyorsunuz?

Muayene ve görüntüleme yöntemleriyle saptanan kitlelerde biyopsi kararı verilirken kitlenin ne zaman ortaya çıktığı, büyüklüğü, şekli, kanlanması gibi özelliklere bakılmaktadır. Şüpheli kitlelere boyutuna bakılmaksızın biyopsi yapılması gerekmektedir. Biyopsi, tanı konulabilmesi için kullanılan tek yöntemdir. Biyopsi sonrası kanser hücrelerinin yayılabileceği endişesi taşınmamalıdır.

İnce iğne biyopsisi-kalın iğne biyopsisi yöntemleri hangi durumlarda kullanılıyor? Tanıya katkısı nedir?

Memede saptanan kitlelerde tanı için uygulanacak altın standart yöntem, kalın iğne biyopsisidir. Bu yöntemle daha fazla doku örneği elde edileceğinden, tümörün alt tiplerini belirlemek mümkün olacaktır. İnce iğne biyopsisi ise koltuk altında büyümüş lenf bezi varsa, bunun metastaz olup olmadığının belirlenmesi için kullanılmalıdır.

Meme kanseri tanısı alındığında ilk müdahale genellikle cerrahi midir? Tedavi planlaması nasıl ve neye göre belirleniyor?

Tümörün küçük olduğu ve koltuk altına yayılmadığı erken evre meme kanserinde sıklıkla ilk tedavi, cerrahidir. Tümörün büyük olduğu ve koltuk altına yayılmış olan lokal ileri evre hastalıkta ise genellikle önce kemoterapi, immünoterapi ve akıllı ilaç tedavileri verilir, hastalık kontrol altına alınır, tümör küçültülür ve sonra ameliyat edilir. Gerekli görülürse ışın tedavisi, ameliyat ve ilaç tedavileri tamamlandıktan sonra başlar. Vücutta kemik, akciğer, karaciğer, beyin gibi organlara yayılımın olduğu metastatik meme kanserinde öncelikli tedavi ilaçla olup, sadece seçilmiş hastalarda ameliyat yapılır.

Cerrahi dışı tedaviler hangi durumda tedavi planında yer alıyor? Tedavi seçenekleri nelerdir?

Meme kanserinin her evresi tedavi yaklaşımını etkileyen özgün karakteristik özelliklere sahiptir. Bu yönüyle de meme kanseri tedavisi kişiye özel planlama gerektirir. Meme kanseri “hormona duyarlı”, “HER2 pozitif” (akıllı ilaç tedavisine uygun) ve “üçlü negatif” gibi çeşitli alt gruplardan oluşur. Bu açıdan, kanser aynı evrede bile olsa farklı tedavi seçenekleri kullanılabilir. Yine, hastanın yaşı ve genel sağlık durumuna bağlı olarak da tedavi yöntemleri değişiklik gösterebilir. Tedavi seçenekleri arasında sürece ve evreye bağlı olarak değişen cerrahi müdahaleler, kemoterapi, hedefe yönelik tedavi (akıllı ilaç), immünoterapi, radyoterapi ve hormonal tedaviler bulunur.

Erken evre meme kanserinde öncelikli kriterleriniz memeyi koruyarak tümörü çıkarmak mı? Genelde hedeflenen nedir?

Son yıllarda erken evre meme kanserinde cerrahi tedavi, meme ve koltuk altı lenf bezlerini mümkün olduğunca korumayı ve kozmetik açıdan iyi sonuçlar elde etmeyi amaçlamaktadır. Meme koruyucu cerrahiyi ön planda tutan onkoplastik cerrahi teknikleri ve koltuk altındaki lenf bezlerini korumayı amaçlayan sentinel lenf bezi biyopsisi sıklıkla kullanılan yöntemlerdir. Uygulanan cerrahinin amacı minimal invaziv yöntemlerle onkolojik prensiplere uygun bir şekilde hastayı tedavi etmektir. 

Günümüzde gittikçe azaldığı belirtiliyorsa da bazı durumlarda memenin tamamı alınabiliyor. Hangi tip meme kanserinde veya hastalarda uygulanıyor?

“Mastektomi” dediğimiz memenin tamamının alınması yöntemi de bugün şekil değiştirerek bazı hastalarda uygulanmaktadır. Meme cildi, meme ucu ve meme başını koruyan “mastektomi”, meme içinde farklı bölgelerde yaygın tümör odakları olan veya küçük meme yapısı nedeniyle memeyi korumanın kozmetik açıdan iyi sonuçlar vermeyeceği hastalarda yapılmaktadır. Aile öyküsü olan ve meme kanseriyle ilgili genlerde mutasyon saptanan kişilerde meme kanseri riskini azaltmak için bu yöntem çift taraflı uygulanmaktadır. “Mastektomi” yapıldığında aynı seansta implantla onarım da cerrahiye eklenmelidir.

Meme koruyucu cerrahi nedir? Hangi durumlarda yapılabilir? Avantaj ve dezavantajlarından bahseder misiniz?

Günümüzde tanısı erken konulan, küçük tümörü olan veya cerrahi öncesi ilaç tedavisiyle tümörü küçültülen hastalarda meme koruyucu cerrahi uygulanmaktadır. Meme koruyucu cerrahi çıkarılan meme dokusunun hacmine bağlı olarak “lumpektomi”, “segmenter mastektomi”, “kadranektomi” şeklinde isimlendirilmektedir. Ameliyatta çıkarılan doku fazla olsa bile, onkoplastik cerrahi yöntemleri kullanılarak etraftaki meme dokularıyla oluşan boşluk kapatılmaktadır. Meme koruyucu cerrahiyle karşılaştırıldığında mastektomi daha uzun süren bir ameliyattır ve iyileşme süreci de daha uzundur.

Bazı hastalarda cerrahi sonrası lenfödem meydana gelebilmektedir. Neden olur?  Hastalar nelere dikkat etmeliler?

Eskiden kullanılan koltuk altındaki lenf bezlerinin tamamına yakınını çıkartmayı hedefleyen “aksilla diseksiyonu” ameliyatı kolda oluşan lenfödemin en sık nedenidir. Hastanın cerrahi sonrası radyoterapi (ışın tedavisi) alması da lenfödem riskini artırmaktadır. Bugün “aksilla diseksiyonu” yerine işaretlenen sınırlı sayıda lenf bezinin çıkartıldığı “sentinel lenf bezi biyopsisi” yöntemi lenfödem oranlarını düşürmüştür. Yine de koltuk altı ameliyatı geçiren hastalar aynı taraftaki el ve kollarını yaralamamaya özen göstermeli ve eğer yaralanma sonucu şişlik, kızarıklık gibi enfeksiyon bulguları oluşuyorsa, en kısa zamanda doktoruna başvurmalıdır. Hastada lenfödem gelişmişse, tedavisinde fizyoterapi, bandaj, basınç çorapları, lenfödeme yönelik masaj yöntemleri kullanılabilir.

Meme kanseri ameliyatı sonrası hasta takibi nasıl ve hangi sıklıkta olmalıdır? Hastalara önerileriniz nelerdir?

Meme kanseri ameliyatı sonrası kontroller ilk 2 yıl 3-4 ayda bir, 2-5 yıl arasında 6 ayda bir ve 5 yıldan sonra yıllık olarak yapılmalıdır. Bu takipler hastanın tedavisinde rol oynayan meme cerrahı, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu ve radyolog tarafından yapılmalıdır. Takiplerin zamanına göre kan tetkikleri ve radyolojik tetkikler istenir. Hastaların takip süreleri dışında yeni ortaya çıkan yakınmaları olursa, doktorlarına başvurmalıdırlar.

Son olarak Amerikan Hastanesi Meme Hastalıkları Bölümünden de kısaca bahseder misiniz?

Amerikan Hastanesi Meme Hastalıkları Bölümü Ocak 2025 tarihinden itibaren hastanemizde hizmet vermektedir. Tanı ve tedavi aşamasında meme cerrahı, radyolog, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu, patolog ve plastik cerrahların birlikte karar verdikleri bir bölümdür. Bölümümüz hastalar açısından hizmete ulaşmada kolaylık sağlamaktadır.

 
Popüler Sağlık Dergisi
20.10.2025 Röportaj: Zeynep Çetinkaya